Salihli-Hacıbektaşlı meclis gündeminde…BÜLBÜL SORDU,YANIT MERAK KONUSU

0
60

AHALİTV-Salihli-Hacıbektaşlı’da JES projeleri tartışmaları devam ederken,HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül,gelişmeleri meclis gündemine taşıyan isimlere eklendi.

Halkların Demokratik Partisi Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, ekolojik dengenin tahribata uğraması ve halk sağlığını olumsuz yönde etkilemesi muhtemel bu projeye karşı direnen yöre halkının ve yaşam savunucularının verdiği mücadeleyi hazırladığı araştırma önergesi ile meclis gündemine taşıdı.

Görüntünün olası içeriği: Kemal Bülbül, oturuyor ve iç mekan

Davanın hukuki süreçlerini başlatan Av. Seçil Ege, yargı kararlarını tanımayan, mahkemelerin kararlarını bekleme gereği dahi duymayan bu hukuksuz faaliyete alışmış bir anlayışa dikkat çekerek Türkiye’de bulunan bütün JES projelerinin hayata geçirilse dahi sadece enerji ihtiyacının ancak % 2’sini karşılayabileceğini, JES projelerinin tarım alanlarını yok ettiğini, bunun güncel negatif tarım politikalarıyla uyumlu bir karar olduğunu, enerji alanında ülkemizi daha da dışa bağımlı hale getireceğini, bu yüzden de halk sağlığını, doğal yaşamı önceleyen, bunlara öncelik tanıyan enerji politikaları yaratılması gerektiğini, bu niteliğiyle projenin hem sağlık, hem çevresel problemler, hem de toprak sahibi olanların mülksüzleşmesi, topraksızlaşmalarına ve kendi toprakları üzerinde işçileşmelerine yol açacağını ileri sürmektedir.
Bir süre önce durdurulan JES için yeniden başlayan çalışmalara karşı geçtiğimiz günlerde eylem yapan köylülere ve yaşam savunucularına jandarma ve polisin saldırdığı Manisa’daki meslek ve sivil toplum örgütleri yayınladıkları açıklamada herkesi bu ülkenin topraklarına, ormanlarına, dağlarına olan insanlık borcunu ödemek üzere, dayanışmanın önemine dikkat çekmiştir. Yaptıkları ortak açıklamada şu ifadelere yer vermişlerdir:
“Ülkemiz sahip oldukları para ve iktidar gücüyle hepimizin yaşamını ve geleceğini tehdit eden bir kötülüğün içine sürükleniyor. Topraklarımız, ormanlarımız, dağlarımız, derelerimiz ve toplumsal yaşam alanlarımız tamir edilemez bir şekilde tahrip ediliyor. Kamusal ve doğal alanlarımız hukuk dışı uygulamalarla zorla elimizden alınarak halk sağlığı, gıda güvenliği ve gelecek kurgumuz feda edilerek şirketlere devrediliyor. Susarsak, karşı durmazsak, yaşamımızı, geleceğimizi açgözlü şirketlerin ellerine teslim etmiş olacağız…”
Bu bağlamda;
1- Kamu otoritelerinin ekolojik dengenin ve insan yaşamının yok sayıldığı pek çok projeye son dönemlerde sıklıkla Çevresel Etki ve Değerlendirme (ÇED) raporlarının gerekmediğine dair yaklaşımını çok sayıda şirketin maden ocağı açma ve işletme talebini çevre ve sıhhi nedenlerle iptal etmiş bir bakanlık olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
2- Yasalardan kaynaklanan haklarını kullanan köylüleri darp ederek gözaltına allan kolluk kuvvetleri hakkında herhangi bir yasal işlem başlatılmış mıdır?
3- Uzmanlar jeotermal elektrik santralinin faaliyete geçmesiyle birlikte uzun vadede kanser yapıcı nitelik taşıdığını, içme ve kullanma sularını zehirlediğini, solunan havaya ağır metal içeren gaz salınımına yol açtığını ve asit yağmuruna sebep olduğunu ileri sürmektedir. Halk sağlığı açısından önemli bir tehdit nedeni olan jeotermal elektrik santralinin yol açacağı tahribatın engellenmesi için ne tür önleyici tedbirler öngörüyorsunuz?

10.09.2019 Antalya
Sokakların Sesi Haber Ajans Ankara

Davanın hukuki süreçlerini başlatan Av. Seçil Ege, yargı kararlarını tanımayan, mahkemelerin kararlarını bekleme gereği dahi duymayan bu hukuksuz faaliyete alışmış bir anlayışa dikkat çekerek Türkiye’de bulunan bütün JES projelerinin hayata geçirilse dahi sadece enerji ihtiyacının ancak % 2’sini karşılayabileceğini, JES projelerinin tarım alanlarını yok ettiğini, bunun güncel negatif tarım politikalarıyla uyumlu bir karar olduğunu, enerji alanında ülkemizi daha da dışa bağımlı hale getireceğini, bu yüzden de halk sağlığını, doğal yaşamı önceleyen, bunlara öncelik tanıyan enerji politikaları yaratılması gerektiğini, bu niteliğiyle projenin hem sağlık, hem çevresel problemler, hem de toprak sahibi olanların mülksüzleşmesi, topraksızlaşmalarına ve kendi toprakları üzerinde işçileşmelerine yol açacağını ileri sürmektedir.
Bir süre önce durdurulan JES için yeniden başlayan çalışmalara karşı geçtiğimiz günlerde eylem yapan köylülere ve yaşam savunucularına jandarma ve polisin saldırdığı Manisa’daki meslek ve sivil toplum örgütleri yayınladıkları açıklamada herkesi bu ülkenin topraklarına, ormanlarına, dağlarına olan insanlık borcunu ödemek üzere, dayanışmanın önemine dikkat çekmiştir. Yaptıkları ortak açıklamada şu ifadelere yer vermişlerdir:
“Ülkemiz sahip oldukları para ve iktidar gücüyle hepimizin yaşamını ve geleceğini tehdit eden bir kötülüğün içine sürükleniyor. Topraklarımız, ormanlarımız, dağlarımız, derelerimiz ve toplumsal yaşam alanlarımız tamir edilemez bir şekilde tahrip ediliyor. Kamusal ve doğal alanlarımız hukuk dışı uygulamalarla zorla elimizden alınarak halk sağlığı, gıda güvenliği ve gelecek kurgumuz feda edilerek şirketlere devrediliyor. Susarsak, karşı durmazsak, yaşamımızı, geleceğimizi açgözlü şirketlerin ellerine teslim etmiş olacağız…”
Bu bağlamda;
1- Kamu otoritelerinin ekolojik dengenin ve insan yaşamının yok sayıldığı pek çok projeye son dönemlerde sıklıkla Çevresel Etki ve Değerlendirme (ÇED) raporlarının gerekmediğine dair yaklaşımını çok sayıda şirketin maden ocağı açma ve işletme talebini çevre ve sıhhi nedenlerle iptal etmiş bir bakanlık olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
2- Yasalardan kaynaklanan haklarını kullanan köylüleri darp ederek gözaltına allan kolluk kuvvetleri hakkında herhangi bir yasal işlem başlatılmış mıdır?
3- Uzmanlar jeotermal elektrik santralinin faaliyete geçmesiyle birlikte uzun vadede kanser yapıcı nitelik taşıdığını, içme ve kullanma sularını zehirlediğini, solunan havaya ağır metal içeren gaz salınımına yol açtığını ve asit yağmuruna sebep olduğunu ileri sürmektedir. Halk sağlığı açısından önemli bir tehdit nedeni olan jeotermal elektrik santralinin yol açacağı tahribatın engellenmesi için ne tür önleyici tedbirler öngörüyorsunuz?

10.09.2019 Antalya
Sokakların Sesi Haber Ajans Ankara

Bülbül, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in yanıtlaması istemiyle verdiği önerge şöyle:

Haber ajansları tarafından Manisa’nın Salihli İlçesi’nin Hacıbektaşlı Mahallesi’nde Jeotermal Elektrik Santralı (JES) kurmak isteyen Sanko Enerji’nin, 75.874 metrekare büyüklüğündeki proje için firmanın dün sabah kolluk kuvvetleriyle birlikte oluşturduğu güvenlik koridorundan iş makinelerini alana koyarak çalışmalarına başladığını dair haberler paylaşılmıştır.

2019 Ocak ayında Sanko firmasının Manisa Valiliği’ne hiçbir başvuru yapmadan faaliyete geçtiği ileri sürülen haberin ayrıntılarında, mahallelinin tepki göstermesiyle faaliyetlerin durdurulduğunu, ancak, Sanko’nun talebi üzerine 18 Temmuz günü Manisa Valiliği’nin internet sayfasında “ÇED raporunun alınmasının gerekli olmadığına” dair bir kararın yer aldığını, bu karara karşı Manisa İdare Mahkemesi’nde öncelikle yürütmenin durdurulması talepli olarak iptal davası açıldığını, şu anda mahkemenin yürütmeyi durdurma konusunda öncelikli bir karar vermesinin beklendiği ifade edilmiştir.

Davanın hukuki süreçlerini başlatan Av. Seçil Ege, yargı kararlarını tanımayan, mahkemelerin kararlarını bekleme gereği dahi duymayan bu hukuksuz faaliyete alışmış bir anlayışa dikkat çekerek Türkiye’de bulunan bütün JES projelerinin hayata geçirilse dahi sadece enerji ihtiyacının ancak % 2’sini karşılayabileceğini, JES projelerinin tarım alanlarını yok ettiğini, bunun güncel negatif tarım politikalarıyla uyumlu bir karar olduğunu, enerji alanında ülkemizi daha da dışa bağımlı hale getireceğini, bu yüzden de halk sağlığını, doğal yaşamı önceleyen, bunlara öncelik tanıyan enerji politikaları yaratılması gerektiğini, bu niteliğiyle projenin hem sağlık, hem çevresel problemler, hem de toprak sahibi olanların mülksüzleşmesi, topraksızlaşmalarına ve kendi toprakları üzerinde işçileşmelerine yol açacağını ileri sürmektedir.
Bir süre önce durdurulan JES için yeniden başlayan çalışmalara karşı geçtiğimiz günlerde eylem yapan köylülere ve yaşam savunucularına jandarma ve polisin saldırdığı Manisa’daki meslek ve sivil toplum örgütleri yayınladıkları açıklamada herkesi bu ülkenin topraklarına, ormanlarına, dağlarına olan insanlık borcunu ödemek üzere, dayanışmanın önemine dikkat çekmiştir. Yaptıkları ortak açıklamada şu ifadelere yer vermişlerdir:
“Ülkemiz sahip oldukları para ve iktidar gücüyle hepimizin yaşamını ve geleceğini tehdit eden bir kötülüğün içine sürükleniyor. Topraklarımız, ormanlarımız, dağlarımız, derelerimiz ve toplumsal yaşam alanlarımız tamir edilemez bir şekilde tahrip ediliyor. Kamusal ve doğal alanlarımız hukuk dışı uygulamalarla zorla elimizden alınarak halk sağlığı, gıda güvenliği ve gelecek kurgumuz feda edilerek şirketlere devrediliyor. Susarsak, karşı durmazsak, yaşamımızı, geleceğimizi açgözlü şirketlerin ellerine teslim etmiş olacağız…”
Bu bağlamda;
1- Kamu otoritelerinin ekolojik dengenin ve insan yaşamının yok sayıldığı pek çok projeye son dönemlerde sıklıkla Çevresel Etki ve Değerlendirme (ÇED) raporlarının gerekmediğine dair yaklaşımını çok sayıda şirketin maden ocağı açma ve işletme talebini çevre ve sıhhi nedenlerle iptal etmiş bir bakanlık olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
2- Yasalardan kaynaklanan haklarını kullanan köylüleri darp ederek gözaltına allan kolluk kuvvetleri hakkında herhangi bir yasal işlem başlatılmış mıdır?
3- Uzmanlar jeotermal elektrik santralinin faaliyete geçmesiyle birlikte uzun vadede kanser yapıcı nitelik taşıdığını, içme ve kullanma sularını zehirlediğini, solunan havaya ağır metal içeren gaz salınımına yol açtığını ve asit yağmuruna sebep olduğunu ileri sürmektedir. Halk sağlığı açısından önemli bir tehdit nedeni olan jeotermal elektrik santralinin yol açacağı tahribatın engellenmesi için ne tür önleyici tedbirler öngörüyorsunuz?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here