ŞENEL: FACİA OLUNCA MÜHENDİSTEN MEDET UMULUYOR

0
60

AHALİ TV – İnşaat Mühendisleri Odası Denizli Şube Başkanı Şevket Murat Şenel, İmar Barışı Yasası çıkarılırken mühendislerin yok sayıldığını ancak Kartal’da meydana gelen facianın ardından mühendisten medet umulur hale gelindiğini söyledi.

Son günlerde sürekli olarak kartal’da yıkılan 8 katlı bina ile ilgili sorulara muhatap olduklarını belirten Şevket Murat Şenel, “Ana haber bültenlerinin tartışmasız ilk konusu bu yıkılan bina. Ulusal kanallar yayınlarını sık sık keserek olay yerine canlı bağlantılar yapıyor ve an be an enkazdan kurtarılmaya çalışılan vatandaşlarımızın haberlerini veriyorlar. Bu hengâme içinde yıkılan binanın imar barışına başvurduğu bilgisine de ulaşıyoruz. Gazeteciler köşelerinde bu konu ile ilgili yazılar yazıyorlar. İstanbul’da görev yapan akademisyen meslektaşlarımız ve inşaat mühendisleri haber programlarının konuğu oluyor. Muhabirler meslektaşlarımıza bu yıkımın sebepleri ile ilgili sorular soruyor, problemi anlamaya ve kamuoyunu aydınlatmaya çalışıyorlar. Birden aklıma imar barışı yasası ortaya çıktığı zaman “peki mühendisler bu işin neresinde?” sorusuna dönemin bakanının verdiği “vatandaşın mühendise 2-3 bin TL vermesini istemedik” ve “vatandaşın beyanını yeterli görüyoruz” şeklindeki cevaplar geldi. O gün katkısı ve emeği kıymete değer görülmeyen mühendislerden bugün medet umuluyor, onlara sorular soruluyor ve facianın sebebi anlaşılmaya çalışılıyor. Ne kadar üzücü ve İbret verici bir durum değil mi” dedi.

Görüntünün olası içeriği: açık hava

MÜHENDİSLER EN BAŞINDA İŞİN İÇİNDE OLMALIYDI

Şenel, “Kartal’daki bina yıkıldıktan sonra değil de, imar barışına başvurmadan önce mühendisler ile tanışabilseydi, birkaç test veya ölçüm yapılabilseydi sonuç sanıyorum çok daha farklı olabilirdi. Ama artık Yeşilyurt apartmanı için bunları konuşmanın bir anlamı yok. Hayatını kaybeden 21 vatandaşımız için de bunları konuşmanın bir anlamı yok. Ama Yeşilyurt apartmanının tek olmadığını tahmin etmek zor değil. Kaçak katlar ilave edilerek rant peşinde koşulan ve bugün imar barışına başvurusunu yapmış belki binlerce bina var sırada. En azında bu binalar için birşeyler yapma fırsatımız olabilir. Hatanın neresinden dönülse kardır. En azından kaybedilen canlar, paradan daha önemli şeyler olduğunu bu vesile ile bize hatırlatmıştır. Bugün yıkılan Yeşilyurt apartmanın ne zaman yapıldığını, kaç katının kaçak olduğunu net bir şekilde biliyoruz. Hatta binadan birkaç numune alınabilmiş olsaydı muhtemelen çok düşük bir beton dayanımı ile de karşı karşıya olduğumuzu görecektik. Bütün bu çok da pahalı olmayan, fakat hayat kurtaran tetkikler imar barışına başvuran binalardan istenebilirdi. Ama istenmedi. Bu noktada dahi hala atılabilecek adımlar olduğuna inanıyorum. İlave katlar çıkılarak kendi ağırlığını taşımaktan aciz hale getirilen binaları ayıklamak zorundayız. Çok düşük beton dayanımına sahip binaları testler ve ölçümler yaparak belirlemek zorundayız. Ancak bu şekilde rant peşinde koşarak haksız kazanç elde etmeye çalışanları ve çok kötü durumda olan binaları tespit edebiliriz. Etrafına ölüm saçan binaları insanlarımıza mezar olmadan önce imha edebiliriz. Marmara depremlerinden sonra yapılan bir çalışma, 1984 yılında yayınlanan imar affına başvuran binaların %80’inden fazlasının ya ağır hasar gördüğünü, ya da yıkıldığını göstermişti. Benzer bir çalışmanın hazırlığına şimdiden başlamakta fayda var. Ben şahsen bir gün meydana gelecek olan o büyük deprem kapımızı çaldığında, Yeşilyurt Apartmanı gibi imar barışından faydalanmış olan binaların diğerlerinden çok daha fazla hasar göreceğinden endişe ediyorum. Bana göre vatandaşlarımızı kaçak katlar çıkılarak inşa edilen, imar affı ve benzeri uygulamalar ile kayıt altına alınarak kamufle olan binalardan korumak için acilen bir bina kimlik belgesi uygulamasına geçilmesi gerekiyor. Bugün bir araba satın almak istediğiniz zaman plakasını sisteme girerek sorgulayabiliyor ve almaya niyetlendiğiniz arabanın bütün hikâyesinden haberdar olabiliyorsunuz. Ama bir ev almak istediğiniz zaman böyle bir imkâna sahip değilsiniz. Hâlbuki buna hakkımız olmalı. Beton dayanımından tutun yapı denetimine ve proje müelliflerine kadar, imar affından yararlanıp yararlanmadığından tutun, kaçak katların ilave edilip edilmediğine kadar pek çok bilgiye ulaşmamızı sağlayacak bu türden bir bina kimlik belgesine ihtiyacımız var. Vatandaşımız, ne aldığını bilmesine imkân verecek ve belki de hayat kurtaracak bu türden soruları ne yazık ki sormuyor, sormak istese de muhatap bulamıyor. Bu bilinci oluşturamamış olmamız zaten en büyük problemlerimizden bir tanesi. Belki bu bilgilerin yer alacağı bir bina kimlik belgesi uygulaması vatandaşlarımızın sorması gereken soruları sormasına, bilinçli insanların da kaçak ve sicili şaibeli binalardan kaçınmasına vesile olur. Bu vahim olay yanlış yollardan giderek doğru yere varılamayacağını bize gösterdi. Kazanmak için her yolu mubah görürsek, bir gün mutlaka bunun bedelini ödeyeceğimizi bize gösterdi. O yüzden meseleleri yönetmeyi bir kenara bırakıp da algı yönetimi ile uğraşmaktan artık vazgeçmek zorundayız. Bugün kamuda görev yapan pek çok yöneticiyi dahi vicdanen rahatsız eden bu imar affı garabetini ıslah etmenin yollarını aramaya başlamalıyız. Yeşilyurt apartmanı gecikilen her günün vebalinin omuzlarımızda olduğunu net bir şekilde gösterdi” diye konuştu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here